Cevap vermeme nezaketsizliği

Stajyer muhabir olduğum dönemlerde amirlerimi etkilemek için yapmadığım canbazlık kalmadı. Her işe koşturur, gece gündüz çalışırdım. 

Muhabir haberi bulan kişidir, bu yüzden öyle kös kös oturamazsınız. Zaten oturmak isteseniz de bu oturuşunuz uzun süreli olmaz.
O dönemler İngilizce bilmenin de avantajıyla "etkili" röportajlar yapıp arkadaşlarımın arasından sivrilmek istiyordum. Aldım elime kağıt kalemi başta ABD başkanı olmak üzere ne kadar batılı devlet başkanı varsa hepsine görüşmek istediğimi belirten mektuplar yazdım. Peki ne oldu görüşebildim mi? Hayır! Ama Gerhard Schröder'e çok yaklaşmıştım. O zamanlar Dünya Bankası Başkanı olan James Wolfehnson'u ise kıl payı kaçırdım. Görev değişiklikleri ve yurtdışı seyahatleri yüzünden konunun üzerine fazlaca gidememiştim.

DUYARLILIK GÖSTERMEK
O zamanlar beni çok şaşırtan bir şey olmuştu. Hangi devlet başkanına veya bakana mektup yazsam veya mesaj göndersem mutlaka bir cevap alıyordum. Ya sekreteri ya bir basın danışmanı veya başka bir görevli mutlaka bana geri dönüp bir mazeret göstererek olumsuz da olsa bir yanıt vermişti.
O yıllardan günümüze kadar yabancılarla bir şekilde hep ilişki içinde oldum. Carrier'in ve Burger King'in dünya başkanlarıyla röportajlar yaptım. İş arkadaşlarımla nasıl rahat bir diyalog kuruyorsam onlarla da aynı şekilde sıcak diyaloglar kurabildim.
Batıda "cevap vermek" hem bir nezaket gereği hem de kurumların imajı açısından bir zorunluluktur. Size ve doğal olarak temsil ettiğiniz kuruma soru soran veya talepte bulunan bir kişiyi görmezden gelmek ve cevap vermemek saygısızlıktır.

ÜLKEMİZDE DURUM
Ama Türkiye'de bu anlayış henüz yerleşmedi. İşte size bir örnek, mesela dünyanın en büyük perakende zincirlerinden Tesco'nun İngiltere'deki başkanından görüşme talebinde bulunsanız veya bir soru sorsanız bir şekilde yanıt alırsınız ancak aynı firmanın Türkiye'de satın aldığı bir kuruluşa ulaşmaya çalışsanız hiçbir ses çıkmaz! İlginç değil mi?
Bir örnek daha; Türkiye'nin yüz akı olan teknoloji devi Vestel'in patronu Sn. Ahmet Nazif Zorlu'yla temas kurmak isteseniz bir şekilde olumlu ya da olumsuz yanıt alırsınız ancak yine kendisine ait bir şirketin yöneticilerine ulaşmak veya bir yanıt almak bu kadar kolay olmuyor...
Modayı belirleyen uluslarası lider firmalardan Hugo Boss'un yurtdışındaki CEO'suna ulaşmak Türkiye'deki yetkilisine ulaşmaktan belki de daha kolay.
Ülkemizin havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez hep ters giden bir şeyler var. Ben kendi adıma benimle temas kurmak isteyen kişi ve kurumlara karşı son derece duyarlı ve nazik olduğum kanısındayım. Bana atılan her mesaja veya görüşme talebine mutlaka bir şekilde yanıt veririm. Çünkü insanlar aslında şahıs olarak Ahmet Veli Olgundeniz'le değil Yeni Asır'ın yayın editörü ile görüşmek istiyorlardır. Beni bu yüzden arıyorlar. Çalıştığım kurumu en iyi şekilde temsile mecburum. Bu mecburiyet herkes için geçerli çünkü "Mahkeme kadıya mülk değil".

İyilikle kalın...

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1066 kez okundu

Yorumlar

Doğru tespitler     19/11/2015 15:50

Değerlendirmenize katılıyorum. Çok doğru nezaket şart!
Misafir -

Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam42
Toplam Ziyaret117951